Yazılar

“Gavurun Ekmeğini Yiyen” PKK

Bütün atasözlerimiz gibi bu da binlerce yıllık deney, birikim ve tecrübeye dayalı haklı ve hikmetli bir sözdür: “Gavurun ekmeğini yiyen, onun kılıcını çalar”.

Doğrudur, o ekmeğin bir hatırı vardır. Daha doğrusu bir yaptırıcı gücü vardır. Bir bedeli, bir mecburiyeti vardır. Madem gavurun ekmeğini yiyorsun, onun kılıcı ile müslümana vurmak zorundasın.

Vurmazsan ne olur?

Ekmeğin kesilir. Bunu biliyorsan, gavur adına müslümana vurursun. Çünkü bu vaziyette dinin imanın kalmamıştır. Ekmeği de, bütün rızkını da Allah Teâlâ’nın verdiğini unutmuşsundur artık.

Ah bu Haset 2

Gelenbevî İsmail Efendi, bu alim, arif ve zarif insan bir kinin ve garazın kurbanı oldu ve maalesef en olgun döneminde hayata gözlerini yumdu. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, Üçüncü Selim'in huzurunda gerçekleştirdiği isabetli top atışlanndan dolayı ödüllendirildi ve Yenişehir Fener Mollalığı'na tayin edildi.

Sayın Başbuğ Niye Konuştu?

“Düğün değil bayram değil, eniştem beni niye öptü” demiş birisi ve çok sevilmiş ki bu dediği, dillere düşmüş ve asırlar içinde atasözü olmuş çıkmış. Macerasını anlatmak bize düşmez, ama yeri gelince biz de kullanıyoruz.

Sayın Başbuğ’u o namlı nişanlı, gizli ve izinsiz programı yüzünden adam intihar ettiren malum adamın karşısında konuşur görünce, ister istemez “düğün değil bayram değil” demişim. Baktım, etrafımdakiler tebessüm ediyor.

“Ben Türküm” 2

Irkçılık tartışmalarına ilk defa Diyarbakır’da rastladım. İmam Hatip Lisesini orada okurken, bir Kürt arkadaşımdan bunu duyunca yadırgadım ve ayıpladım. Bana “Cemal’ım sen öyle değilsin ama batıda bir Kürt gördüklerinde ‘kuyruğunu nereye saklamış?’ diye arkalarına bakarlarmış” deyince bu saçmalığa hayatımda az bulunur şekilde çok gülmüştüm.

Arkadaşıma ‘sizi böyle mi kandırıyorlar?” dedim ama zamanla bunun doğru olduğunu da anladım. Maalesef olmuş, ama batıya mal edecek kadar değil, münferit bir iki saçmalık.

Referandum Yapılmasın Çabası

Son günlerde terör neden bu kadar tırmandı ve bu hızlı ve sert yükseliş ne zamana kadar devam eder?

Terörün yükseldiği gerçek kadar sebebi de apaçık ortada. Nitekim geçmiş günlerde bazı gazetelere şu haber düştü: “PKK, referanduma kadar eylem yapma kararı almış.

Son bir ayda artış gösteren terörün altından demokratikleşme adımlarını engelleme çabası çıktı. Emniyet İstihbarat'ın raporuna göre PKK, 1 Haziran'dan başlayarak referanduma kadar saldırıları yoğunlaştırma kararı aldı. Hedefte askerin yanı sıra polisin olduğunu tespit eden Emniyet, bütün birimleri alârma geçirdi.

PKK Cehennemdir

Bir yazımızda PKK nın “gavur ekmeği yiyerek müslümana kılıç sallayan” bir taşeron örgüt olduğunu yazmıştık.

Bu ve benzeri yazılarımızda demek istediğimiz şu ki PKK zalim bir kanlı terör örgütüdür. Onu sevmek ve desteklemek, zalimimin zulmünü sevmek ve desteklemek olduğundan büyük günahtır ve cehennemde yanmaya sebeptir.

Bu bizim kendi kanaatimiz değildir. Bu Allah Teâlâ’nın sözüdür. Sözün aslı şöyle:

Ah bu Haset 1

Gerçi Gazali “haset edilmeyende hayır yoktur” demişse de, Allah Teâlâ hayırlı insanları hasetten korusun. Çünkü o insanların vakitleri nakittir ve ilimle millete hizmete adanmıştır. Bir hasit tutacak, bir sürü entrika ile onun hayatını alt üst edecek, hizmetine mani olacaktır. Allah Teâlâ’nın “ve min şerri hasidin iza hased” emri boşuna değil…

Madımak Fitne Olmasın

Madımak zaten bu milletin başına bela oldu. 2 Temmuz 1993 yılında öyle olaylar cereyan etti ki; bir Kahramanmaraş’lı olarak “biz bu filmi görmüştük” dememek elde değildi.

Olay çok acıdır; mezkur tarihte Sivas'ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilmiş olan Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nin yakılması ve 37 yazar, ozan, ve halktan kişilerin yanarak ya da dumandan boğularak hayatlarını kaybetmesi ile sonuçlanır.

Kürtler Ne İstiyor?

Her şey Cumhurbaşakanı Abdullah Gül’ün “her şey daha güzel olacak” demesiyle başladı gibi. O zamana kadar da konuşuluyordu ama bu kadar üstünde ciddiyetle durulmuyordu devlet olarak.

İki bakış açısı var memlekette. Birisi, “haklarıysa verelim” anlayışıdır.

Diğeri de “hakları da olsa vermeyelim, çünkü istekleri burada kalmaz, şımarır daha fazlasını isterler.”

Onlara göre bunun korkutan en fazlası ise bölünmedir. Yani “Kürdistan” adı altında ayrı toprak ve ayrı devlet talebi.

Bu ciddi bir meseledir. Dönüp onlara soruyoruz: “Bu talep doğru mu?”

Biraz da Türkler Kürt Olsun mu?

Biraz empati yapalım mı? Yani kendimizi muhatabımızın yerine koyarak düşünüp taşınalım mı?

Yapalım, herkes faydalı diyorsa, niye yapmayalım ki!

Hani “karda yürürken kart kurt sesi çıkınca…” hikayesi malum.

Şimdi yeni bir hikaye uydursak nasıl olur?

Mesela desek ki “Horasandan bataklık Anadolu’ya gelince, bastıkları yerden “türk turk” sesleri gelince bu gelenlere “Türk” dendi. Yoksa asılları Kürt idi.”

Ne dersiniz bu hikayeye, sizce tutar mı?

“Tutmaz” diyorsanız size başka bir hikaye anlatayım. Ama bu yaşanmış cinsinden gerçek bir hikaye.

Sayfalar