Yazılar

Yağcılık Dalkavukluk ve 28 Şubat

İslam Dininin sevmediği ve çok çirkin saydığı huylardan birisi de, Allah Teâlâ’ya isyan ederek baş kaldırmış, gücüne kuvvetine güvenerek kul haklarına tecavüzden sakınmamış zalimlerle karşılaşıldığında, onların hoşuna gider bir şekilde konuşmaktır. Buna ahlak ilminde Müdâhene, yağcılık veya dalkavukluk denmektedir.

Oysa vazifesi kalbiyle sevmediği o zalimin yüzüne yağcılık yaparak dost gibi gülmek değil, bilakis hakkı tebliğ ile ikaz ve nasihat etmektir.

“Adi” Kim?

Haberi duyunca içim cızzz etti. Bu kadarını beklemiyordum doğrusu.

“Aşağıdan birileri yanlış yapsa da, yukarıdan birileri doğrusunu yapar ve izin vermez yüce milletine saygısızlığa” diyordum. Ama habere göre aşağıdan birisi “adi”lik yapmış, yukarıdan birisi de onun “başbakan” olmasına izin vermiş. İtiraz etmediğine göre demek kendisi de o düşüncedeymiş…

Bunu yapanlar çor çocuk değil. Yapan bir idari Üs Çavuş. Onaylayan Erdek Deniz Üs Komutanı Deniz Kurmay Kıdemli Albay,

Bu hakaret suç değil mi?

Suça resmen izin verilir mi?

Hem de açıktan imza atarak.

Danıştay Kokmuştur

Hani derler ya, “her şeyi kokmaktan tuz kurtarır. Ya tuz kokmuşsa?”

Evet, bence bu sistem iyice kokmuştur. Danıştay ise dünden kokmuştur.

Halk şaşkın, halk hayrette, halk öfkeli.

Ya öğrenciler?

Ya veliler?

Bu son karar, hak, hukuk ve adalet ölçekli, hukukun üstünlüğü ilkesi temelli değil.

Sanki garez var meslek okullarına. Daha doğrusu İmam Hatiplere. Onlar olmasaydı böyle olmayacaktı, bunu herkes biliyor.

Bunu Danıştay da biliyor. Sorun da orda zaten. Danıştay İmam Hatip Liselerini “tevdid-i tedrisat kanununa” aykırı görüyor.

Asıl Olan İnsan Ve Toplumun Kalitesi

Acaba çağdaş demokratik laik liberal devletlerde birisi darbe veya daha başka kanunsuz yollarla iktidarı ele geçirdi, buna kurumların ve kişilerin tutumu ne olur?

Ya da daha insaflı soralı; ne olmalıdır?

Ya da şöyle soralım, bu tür olaylar geçmişte yaşandı mı acaba?

Sizler bunu düşünürken ben böyle bir durumun İskam Devletinde ve toplumunda nasıl olacağı hakkında bazı bilgiler sunayım isterseniz.

Irz Ve Namus Nereye Gidiyor? I

Önce bir haber:

“Istanbul'daki ailesinin yanindan, Zonguldak'a giden Karaelmas Üniversitesi öğrencisi A.T. (22) yolda sancilandi. Otobüs Hendek'teki bir dinleme tesisinde mola verince, A.T. tuvalete girip doğum yaptı.

Irz Ve Namus Nereye Gidiyor? II

Şimdi gelelim geçen yazıda sorduğumuz soruların cevabına ve üstünde olduğumuz konuların acı örneklerinin hikayelerini okumaya.

Önce soruyu bir hatırlayalım:

“Dinsiz bir insan için bunlar (ırz, namus) neyi ifade eder acaba?

Neden zina yapmasın mesela dinsiz bir insan?

Neden haram yemesin?”

Belki “toplumsal düzen” adına, “ceza yememe” adına denilebilir.

Peki, bu ikisinin oluşmadığı ortamlarda neden namuslu kalsın?

Bunun makul bir izahı yok.

Yanlışa Tavır I

Adam utanmadan sıkılmadan açıktan ırkçılık yapıyor. Hatta bu yüzden Müslümanların kanlarının dökülmesine fetva veriyor. İş fetva ile kalsa, maalesef kanlar dökülüyor, canlar ölüyor, mallar zayi oluyor, ama onun etrafındaki Müslümanlar, o ırkçı melunu uyarmıyor, uyarsa da dinlemediğini görünce terk etmiyorlar. Yanlış olduğunu söyleseler de, dostluğu bitirmiyorlar.

Bu her ırktan ırkçı için geçerlidir demeye gerek var mı?

Peki bu İslam’ın en önemli emirlerinden olan “Hubb-u lillah, buğz-u fillah”, yani “Allah için sevme ve Allah için buğzetme” ilkesine ters düşme olmuyor mu?

Yanlışa Tavır II

Bütün yazılarımızı konularına göre tasnif edelim dedik. Bu arada bu ve bir önceki yazımız da yayınlanacaklar dosyasında bulundu. Oysa daha önce yayınlanmış, ama yerinden kaldırılmamış.

İlber Ortaylı’ya Yakıştıramadım

Bu sözüm İlber Bey için değil, çünkü onu böyle bir hüküm verecek kadar tanımıyorum. Ama ülkede böyle bir sorun var; ilim adamı olmak başka bir şey, aydın olmak başka bir şey. Ne olurdu her iki sıfat da bir adamda birleşseydi!

Geçmişteki “ülema” böyleydi mesela. Her ilim dalında söz sahibiydi, birinde çok derin olsa da. Mesela Fahreddin Razi kimine göre felsefecidir, kimine göre tıpcı, kimine göre kelamcı, fakih, tefsirci, tasavvufçu vs. vs. Ama aslında Razi hepsiydi. Bu da insana aydın bir bakış açısı kazandırıyor.

Bu Zulümler Kayda Geçiyor

Bizim memlekette eşin dostun ve ailesinin rağmına bir iş yapıp da sonunda pişman olana, sorun yaşayana söylenen bir söz vardır: “Sen kokladın, buyur ye!”

İşin aslı şöyleymiş anlatıldığına göre, Nasreddin Hoca eşeğiyle giderken, hayvancık yolda tezek gördükçe koklarmış. Hoca da onları alır, boş olan yem torbasına koyarmış.

Yemek molası gelince kendisi azığını açmış, torbayı da eşeğin boynuna asmış. Ama eşek iltifat etmemiş, burun kıvırmış. Bunun üzerine Hoca, “Ne yapayım, sen kokladın, sen yiyeceksin” demiş.

Sayfalar