Yazılar

Her İhtida Bize Bayram I

İnsan kainatın göz bebeğidir ve çok kıymetlidir. Biz “İmanın Kıymeti ve Korunması” kitabımızda “İnsanın Değeri”ni konu ettiğimiz için burada tekrarlamayalım ancak unutmayalım ki Allah Teâlâ insanı özel olarak elleriyle, hem de en güzel kıvamda, maddî ve manevî olarak en iyi biçimde donatarak yaratmış ve kendi ruhundan üflemiştir.

Melekleri ona secde ettirmiş, yerleri gökleri istifade için onun emrine vermiş, dünyada ve ahrettte mes’ud ve bahtiyar etmek için din gönderip sevdiği Peygamber Efendilerimizi (sav) ona hizmet ettirmiştir.

Her İhtida Bize Bayram II

Asr-ı saadet yakınların yeni Müslüman oluş mutluluklarının tatlı örnekleri ile doludur. İşte onlardan birisi:

“Kureyşliler, çok tazim ettikleri, büyük bir kimse saydıkları Husayn’a geldiler ve:

- Bizim için şu kişi ile (Rasûl-ü Ekrem’i kastediyorlar) konuş. Zira bu kişi bizim mabudlarımıza sövüyor, dediler.

Böylece Kureyşliler, Husayn ile beraber geldiler. Rasûlullah’ın kapısına yakın bir yerde oturdular. Rasûl-ü Ekrem, içeri giren Husayn için:

- Bu zata yer açınız!, dedi.

Husayn ve arkadaşları kalabalıktı. Husayn Rasûl-ü Ekrem’e hitaben:

Yüksek Yargı Duyarlıymış Öyle mi?

Son zamanlarda herkesin şaşkınlıkla ve esefle izlediği Yüksek Yargı, duyduk ki aslında çok duyarlıymış. Hatta buna bir de örnek vermiş HSYK Başkanvekili Kadir Özbek. Evlere şenlik bir örnek. Hani “cesaret arzederken suçunu söylemek” diye bir deyim var ya, aynen öyle.

Yüksek yargının başkanları, Ankara Adliyesi'nde bir toplantı yapmışlar. Amaçları hükümetin yeni anayasa paketini eleştirmek imiş. Hani muhalefet doğru dürüst yok ya, nasıl olur gösterelim demişler herhalde.

“Aşk-ı Memnu” Zina ve İman I.

Bugün Radikal gazetesine şöyle bir baktım. Başlık zaten bir facia. “kan Donduran Vahşet”. Ne mi olmuş?

Bir kadın şu anda asker olan sevgilisinden hamile kalmış. Doğum gelince ailesinin haberi olmuş. Doktorla anlaşılmış ve çocuğu kayıtlara geçilmemiş. Eve gelince aile karar vermiş. Anneanne eteği ile yavruyu boğmuş. Dayılar çukur kazarak gömmüş ve üzerine beton dökmüşler.

Bu Sefer Yumruk Patladı

“Dikkat Karakol Baskını Olabilir” demiştik bundan birkaç yazı öncesinde. Orada da belirtmiştik, bir bildiğimiz yoktu aslında. Sadece tecrübelerimiz vardı. Bu ülkede millet yararına ne zaman ciddi işler yapılsa kimi karanlık güçler harekete geçer ve ortalığı tozu dumana katardı.

Yani ya karakol basılır, ya mayınlar patlatılır, ya bir ünlü suikstla öldürülür, ya da kimi iş yerlerinde bomba patlatılırdı. Günlerce cenaze merasimleri, sokak gösterileri ve nutukların toz dumanı içinde asıl gündem unutulur giderdi…

Şimdi de bir “Anayasa paketi” var ya, Allah esirgesindi…

Yeni Bir Ülke “İlimistan”

“İlimistan” demek “ilimler ülkesi” demektir. Tıpkı Türkmenistan, Çeçenistan, Kırgızistan gibi. İlimistan da işte böyle bir ülke. Zümrüd-ü Anka gibi, manası var, maddesi yok.

“İlimistan” dünya çapında bir mekteptir. Özel, ilginç ve farklı bir mektep. Bu mektepte İslam öğretilir. Amaç bu. Programında İslâm ve İslam insanı, İslâm ailesi, İslâm toplumu, İslam devlet ve siyaseti, İslâm medeniyeti var. Gücü yeterse ileride İslâm sanatı, edebiyatı, estetiği de olur inşallah.

“Aşk-ı Memnu” Zina ve İman II.

Evet, gelelim “aşk-ı memnu”ya.

İzlenen bir dizi kuşkusuz. Kurgu, anlatım, röller, sahne ve müzik başarılı. Ama konusu berbat. Halkın bir kısmı bu açıdan tepkili. Haklılar elbette. Böyle pisliklerin yaşanmış olsa bile şuyu bulması da çok kötüdür. Bu tür iffetsizliklerin hiç konuşulmaması lazım.

Oyun Ve Güreş

Seyyid Emîr Külâl delikanlılığında güreşe meraklıymış. Kendisinin güreşini seyretmek için de çok kişi toplanır ve mücadeleyi merakla takip edermiş. Bir gün seyircilerden biri, kendisini şeriatten yana sayarak şöyle bir düşünceye dalmış:

— Peygamber neslinden gelen bir seyyid nasıl olup da güreş tutuyor ve bid'at sayılabilecek ciddiyetsiz bir işe kapılabiliyor?

İdarecilerin Sevap ve Cezası

İmam Gazali’ye göre ibadetlerin en makbulu, adalet ve ihlas ile ifa edilen hilafet ve emirlik görevidir."(Fahrettin Korkmaz, Gazali'de Devlet, s.56)

Allâme Tartüşi şöyle der: "Adaletle hükmeden Müslüman bir yöneticinin bu makamı üzerinde Allah tarafından gönderilen peygamberler ve O’na çok yakın (mukarreb) meleklerden başka hiç kimse yoktur."( Said Havva, İslam’da Yönetim Ve Yönetici, s.14)

Ebu Mansur da şöyle söyler: "İnsanoğlunun ulaşabileceği en şerefli makam, peygamberliktir. Peygamberlikten sonra ise hilafettir."(Aynı yerde)

Mevlana’ya Yapılan Bir Yanlış

Mevlana iyi okunması ve anlaşılması gereken bir İslam büyüğüdür. O ne söylemişse Kur’an ve Sünnetten alarak söylemiştir. Buna aykırı sözler, onu “bizar” eder ve “ondan uzaktır”. Bunu böyle bilmek gerekir.

Bir çok insan maalesef “Mevlana Celaleddin-i Rumî Hazretleri bir beytinde şöyle demiştir:

"... Gel, yine gel! Ne olursan ol yine gel. Mecusi, putperest olsan da gel. Çünkü bizim dergahımız ümitsizlik kapısı değildir!.." derler.

Sonra da yorum yaparlar.

“Demek kafir Müslüman birdir. İnsanlar arasında ayırım yapılamaz.”

Sayfalar