Yıllar sonra bu büyük insan, bu az konuşan, sükûtu çok seven bu sûfî, son derece sırrına sahip bu mübarek derviş, bir münasebetle bana şunları anlattı:
“Bir akşam saati idi. Yakaza halinde dedemi gördüm. Bir ulu ağacın altında oturmuştu. Postu ise az yanda kalmıştı. Bana: ‘Oğlum post boş oturursan’ dedi. Ama ben bu icazeti kullanmadım. Bu zamanda şeyhlik yapmak çok zor”.