Kendisine düşen iş, ya davar gütmek, ya bahçeyle uğraşmaktır. Bir gün işinden eve gelir. Ortalık alışmadığı bir sessizlik içindedir. Hızlıca kapıyı açar ve içeriye dalar. Odada da ağır bir sessizlik. Bakar ki anası upuzun yatmakta, küçük kardeşi Hacı da hiçbir şeyden habersiz anasını emmektedir.
Önce Hacı’yı çeker anasının döşünden, sonra anasını uyandırmaya çalışır. "Ana! Ana!" der ama ses gelmez. Bir gariplik vardır; ananın üzerinde karıncalar gezmekte, başından yana düşen kalpağından bitler dökülmektedir. Ölüm, o küçük odaya çoktan çökmüştür. Korkuyla dışarı fırlar, Haraminni’nin ıssızlığında koşarak en yakın komşuya varır, durumu anlatır.
Komşuları Fatiççe kadın durumu anlar, bir koşu gelir ki ana çoktan ölmüştür. Çünkü ceset iyice soğumuştur...