Hatıralar

KOCANAM 4 SANKİ YEŞİLÇAM FİLMİ

Açlık kol gezmektedir. Ot yiyerek yaza çıktıkları çok olurmuş. Bana bazen perişanlıklarını anlatırdı. Ben de dudaklarımı ısırır, yanında ağlamamaya çalışırdım. Tek başına bir kadın ne Andırın, ne Göksün dememiş, her fırsatı değerlendirerek önce kardeşini, sonraları da kızını ve oğlunu geçindirmek için çalışmış durmuş. Merhametli rabbimiz kim bilir şimdi onu cennetinde ne rızıklara boğmaktadır!

 

“BEN ÖLÜYORUM”

Olacak ya onlar da çift doğurur. Kocanam, o yaşında çalışır ve hem kendine, hem de kardeşine bakar. Çelimsiz ama çelik gibi güçlü, çalışkan bir kızdır. Kimseye muhtaç olmadan yaşar giderler iki kardeş. Bu arada büyür, serpilir, koca bir kız olur kocanam.

ANAYI ÖLÜ GÖRMEK

 Kendisine düşen iş, ya davar gütmek, ya bahçeyle uğraşmaktır. Bir gün işinden eve gelir. Ortalık alışmadığı bir sessizlik içindedir. Hızlıca kapıyı açar ve içeriye dalar. Odada da ağır bir sessizlik. Bakar ki anası upuzun yatmakta, küçük kardeşi Hacı da hiçbir şeyden habersiz anasını emmektedir. 

Önce Hacı’yı çeker anasının döşünden, sonra anasını uyandırmaya çalışır. "Ana! Ana!" der ama ses gelmez. Bir gariplik vardır; ananın üzerinde karıncalar gezmekte, başından yana düşen kalpağından bitler dökülmektedir. Ölüm, o küçük odaya çoktan çökmüştür. Korkuyla dışarı fırlar, Haraminni’nin ıssızlığında koşarak en yakın komşuya varır, durumu anlatır.

Komşuları Fatiççe kadın durumu anlar, bir koşu gelir ki ana çoktan ölmüştür. Çünkü ceset iyice soğumuştur...
 

ÇOCUK EVLİLER

Gelin olmuş kıza anası düğün töreninden sonra der ki: “Kızım Kabaktepe’deki oğlaklara bak, Karatarla’daki ekinlere varmasınlar.”

Çocuk gelin kırmızı gelin başlığı ile koşar gider. Bir kopmaya Kabaktepe’ye varır. Gelinlik başlığı fıldır fıldır sallanıp oynamaktadır.

YAZ GÜNÜNDE KATİL SEL

Bir yaz günü, ekinler biçilirken aniden bastıran şiddetli bir yağmur, dağlardan coşkun seller getirdi; dereler taştı, doldu. O gün anaları, Kızılyer’de Kekeçlere soğan dikmeye gitmişti; babaları da işteydi. Anaları bu iki yavruyu evde bırakırken tembih etmişti:

“Aman, ben gelinceye kadar sakın bir yere gitmeyin!”

GES HACI DAYIM VE ÇOCUKLARI

Hacı dayımıza da herhalde çok cemiyete karışmadığından “ges” demişlerdir. Sahi ben onu köyün içinde gördüğümü hiç hatırlamıyorum. Yoksa ahlaken bir gesliğini şahsen ben görmedim. Meşhur lakabı “Çavdar Hacı”dır. Çavdarlarda hep vardır, derilerinde beyaz çil olur, derken deri kat kat olur. Kocanamda da vardı az çok. Şimdi anamda da görülüyor bazen. Bizi çok severdi rahmetli. Çocuk olmamıza rağmen ilgilenirdi. Hiç “ges” işini görmediğimizden evlerine rahat girer çıkardık. Yaşça dedemiz gibiydi haliyle.

KOCANAM

Kocanam aklıma gelince işte bunlar yüzünden hep hüzünlenirim, ağlamak gelir içimden.  Ortam müsaitse bazen sessiz sessiz ağlarım da. Ağlamam belki bir fayda vermez ona, ama o kırık kalbimle onun için yaptığım dualar umarım fayda verir. Bazen içimden “Ey Rabbim! Bu dünyada böyle yaşayanları, ahirette krallar gibi yaşatacağına inancım tamdır” derim. İçimden yankısı şöyle gelir: “Cahilce konuşma! Kralların hayatı da ne oluyor? Onlarınkinin yanında halt etmiş.”

YUSUF EMMİM

Daha önce de kısmen anlattım, emmimle çok uzun bir dostluğumuz oldu. Aramızdan su sızmazdı. Birbirimizi çok severdik. Maddi manevi yardımlaşır, hayatın yükünü, zorluklarını istişareler ile atmaya çalışırdık. Emmi yeğenden çok, iki yakın arkadaş, iki dost idik. Çok beraber yedik içtik, güldük ağladık. Gurbeti sohbetlerimizle sılaya çevirirdik.

AYŞE BİBİM

Şimdi, dedemin evlatlarından geriye sadece iki bibim kaldı hayatta: Biri Döndü, diğeri Ayşe bibim. Her ikisine de, evlatlarına da en kalbi dualarımı gönderiyorum. Allah ömürleri süresince sağlık, mutluluk ve iman selameti versin.

HATİÇ BİBİM

Fakat son yıllarda bibimdeki o olumsuz durumlar değişmeye başladı. Daha sakin, huzurlu ve sevgisini gösterir olmuştu. Son ziyaretlerimde mutluydu. Hal hatır soruyor, yanımda neşeyle oturuyor, sorduğum geçmişe dair sorulara iştahla cevap veriyor, sağlığımla ilgileniyor, elinden geldiği kadar maddî ve manevî ikram etmeye çalışıyordu. İçimden çok sevinerek “bibim eski ayarlarına tekrar dönmüş çok şükür” diyor ve seviniyorum.

Sayfalar