Biz anamızın anasına hep “kocana” derdik. İlk “a”yı biraz çekersek “koca ana” olur. Eskiden büyükanne veya şimdi “anane” diyorlar ya, işte öyle bir şey.
Kocana deyince benim aklıma yıkılmış Osmanlı gelir. Devlet-i âli yıkılmış, eli silah tutan yiğit evlatları büyük bir anaforun içinde sağa sola savrulup gitmiş, geriye kalan ihtiyarlar, kadınlar ve çocuklar açlık, yokluk, hastalık ve çaresizlik içinde kıvranıp durmuşlar. Kocanam da öyle. Yani “kocanam” demek yalnızlık, gariplik, fukaralık, perişanlık demektir benim gözümde. Ezilmişlik, horlanmışlık demektir. Çalışmak, durmadan çalışmak, ama hep sığıntı olarak kalmak haleti ruhiyesinden, hatta hakikatinden bir türlü kurtulamamak demektir.
Kocanam aklıma gelince işte bunlar yüzünden hep hüzünlenirim, ağlamak gelir içimden. Ortam müsaitse bazen sessiz sessiz ağlarım da. Ağlamam belki bir fayda vermez ona, ama o kırık kalbimle onun için yaptığım dualar umarım fayda verir. Bazen içimden “Ey Rabbim! Bu dünyada böyle yaşayanları, ahirette krallar gibi yaşatacağına inancım tamdır” derim. İçimden yankısı şöyle gelir: “Cahilce konuşma! Kralların hayatı da ne oluyor? Onlarınkinin yanında halt etmiş.”
Kocanam bizim için anadır. Anamız kadar emeği vardır üstümüzde. Kocanam saf ve som sevgidir, deliksiz fedakârlıktır, baştan ayağa edeptir, hürmettir. Kocanam bize kutsal bir emanettir. Ne yapalım ki, elimiz rahata ermeden dünyadan gitti. Biz ise ona karşı bir hizmet yapamamanın acısını, şişmiş dalak gibi taşıyoruz böğrümüzde.
Benim önemli bilgi kaynaklarımdan birisi de anamdır. Bu konularda anamın verdiği bilgilere göre kocanamın babası Çavdarlardan Mehmet Efendidir. “Çavdar Elif” lakabı buradan gelir. Anasının adı Hatice’dir. Fakir bir karı koca olan bu insanların dört çocukları olur: Hatice, Fatma, Elif ve Hacı.
En Büyükleri “Haccalı” dedikleri Hatice Hanımdır. Kadılı’ya gelin gitmiş ve Mehmet (Koçoğlan), Mustafa, Veli ve “Fırıncı” lakaplı Ali adlı dört erkek evladı olmuş. İlki hariç diğerlerini bilirim. Bir de Şerif isimli kızları var. Ges Hacı lakaplı dayımın damadı Dereboğazı’lı Ömer Hocanın anası olur.
İkinci çocukları Fatma’dır. Bu da Kadılı’ya, bibisinin oğluna gelin gitmiş ve beş kızı olmuş bir hatundur. Kızların en büyüğü Emiş, sonra Zalha, Hatice (Haccalı), Ayşe (Anşa), Fadıma. Erkek evladı olmamış.
Üçüncü çocukları Elif’tir. Yani benim canım ciğerim “kocanam”. Şimdilik onu geçelim, bahsi arkadan genişçe gelsin.
Dördüncü çocukları Hacı’dır. Köyde insanlar lakabıyla bilinir. O da “Ges Hacı” olarak bilinir.
Şimdi yavaş yavaş başlayalım asıl hikayeye...
