Lakin bu evlat acısı onun da belini kırdı. Bizim yanımızda gene gülerdi, neşeli dururdu. Ama bağa, bahçeye, ya da görev icabı dağlara gittiğinde “Esmem” diye ağlar gezermiş. Hatta emekli olunca bir iki keçi aldı, onları güderdi dağda bayırda. Biz de onu geçim için yaptığını sanarak garipser, “buna mı kaldı?” derdik.
Ah kafa ah! Ah ucuz yorum, ah basit düşünce ah!
Meğer o dağlara acısını haykırarak ağlamaya, efkâr dağıtmaya gidermiş. Meğer keçi gütme o gidişlerin perdesi imiş.