Hatıralar

Hamamda Bir Zındık!

Neyse, ben bu “peştamal” kelimesini okuyunca kendi kendime gülmeye başladım. Etrafımdaki dostlar “Neye güldün?” demezler mi? Her ne kadar “Peştamale güldüm” dediysem de yakamı bırakmadılar: “Peştamale sebepsiz gülünmez. Elbet bir sebebi var, anlat bakalım” dediler. Biz de çaresiz...

Peştamal Deyince...

. Bilirsiniz, askerlikte her şeyin bir kuralı vardır ya, hamamın da bir kuralı varmış. Ben topluca hamama gitmek istemedim ama dediler ki: “Yönetmelik gereğidir; bu peştamali mecbur giyecek ve hamama gideceksin.”

Etrafımızda yüksek tahsilli bir sürü adı Müslüman, kendisi yaşayışça fasık tipler vardı. Tutturmazlar mı:

— Biz peştamal kullanmayız. Bu gericiliktir!

— Ya nasıl yıkanırsınız?

— Çırılçıplak... Ne var bunda?

Dalgınlığın Bu Kadarı

Rahmetli bacanağım Ahmet Efendi kasaptır, hac zamanı görevli olarak gider bazen. Bir sene yine gitmiş, hem kasaplık yapmış hem de haccını îfâ etmişti. Dönüşünde ziyaretine gittim. Laf lafı açtı. Meğerse başlarında hem görevli hoca, hem de “kasapbaşı” olarak bu hocamız varmış ve yolda onlara şunu da, başkalarını da anlatmış. Ben niye anlatmayayım ki? Ha, bu arada hakkında sağlığında bir yazı serisi yayınladım. O esnada bunun yayın iznini de aldım.

Hocanın Örnek Hareketine Bak!

Diyor ki:

“Hartlap İlicesine gittim. Baktım millet ya ıslanınca çok berbat görünen beyaz tumanla iliceye giriyor ya da çok kısa mayo ile... Onlara hem bir İmam Hatip Lisesi meslek dersleri öğretmeni olarak ders vereyim, hem güzel bir örnek olayım hem de içinden geçip de yapamayanları cesaretlendireyim diyerek bir peştamal aldım, iliceye vardım.

Hartlap İlicesi Bizim Olsaydı...

. Etrafınızdaki süper zenginlere bakınız; bu zamanın mal fitnesinden kendisini koruyan kaç kişi var? O malın fitnesini dengeleyecek iman ve takva olmadan insan kendisini ve ailesini koruyamaz. Bunu iyi düşünün de bugünkü imanınıza, namazınıza, niyazınıza şükredin; kıymetini bilin. Allah Teâlâ sizi korumuş ama siz anlamıyor, nankörlük ediyorsunuz. Hele bir dediğimin aksini düşünün: Zenginsiniz ama içki, kumar, zina hep sizde ve çocuklarınızda... Ne din kalmış ne iman. Bunu ister misiniz?

“Hartlap” Niye Değişmiş?

Bu bela sadece bizim köyün başına gelmemiş, bu ülkenin doğusunda ve batısında birçok yerin de adı değiştirilmiş malesef. Tarihte de bazı meşhur yerlerin isimleri değiştirilmiş, anlamakta ve haritada arayıp bulmakta zorlanıyoruz. Efendim, İmam Gazal’i “Tus”da doğmuş. Nerde bu Tus? Ara ki bulasın haritada. Yok ki bulasın!
Neden?
Çünkü adı “Meşhet” olmuş...

Hartlap’ın Kısa Tarihi

Hicri 1288 yılında (Miladi 1868) Halep Vilayeti Salnamesinde (il yıllığı) Camustil Nahiyesine bağlı (Hartlap Karyesi) olarak geçer.  Hicri 1310 yılında (Miladi 1890) Halep Vilayeti Salnamesinde, 16 köyün bağlı bulunduğu nahiye, Hicri 1320 tarihli (Miladi 1900) 13 köyün bağlı bulunduğu bir nahiye (Sır köyü ile beraber) merkezi olarak “Hartlap” ismi kullanılmaktadır.

Hartlap İlicesi

Orası aynı zamanda bir mesire yeriydi. İnsanlar sağlık için olduğu kadar tatil yapmak ve dinlenmek için de gelirlerdi. Muhteşem manzarası ve hemen altından akan Ceyhan Nehri ile çevre köylerimizin de ana gezi ve eğlence mekânıydı. Haftada en az bir kere gitmeyen olmazdı. Çocukluğumuzun en güzel günleri o ilicede ve önündeki “Cahan”da çimmekle geçti. Ne hatıralar vardır bizde, yazmakla bitmez.

İhtilaflar ve Kavgalar

Buna itiraz ederek: “Yok canım, ‘Biz Hartlaplıyız, Allah’tan bile zor korkarız’ diyenleriniz de var!” diyecekler. Tamam, ama ne var bunda? Neredeyse hiç kimsenin Allah’tan korkmadığı bir zamanda, adam korkarmış da biraz az korkarmış... Ne yani, soygun yaparken “Biz Allah’tan çok korkarız” mı desin? Fesüphanallah, doğruyu söylemek suç mu oldu şimdi? Tövbe ya Rabbi, estağfirullah…

Hey Hartlaplılar!

Herkes pürdikkat, can kulağıyla dinlerken rahmetli bir kere daha haykırır:

“Heeeeey Hartlaplılar! Tüfeği olan tüfeğini, tabancası olan tabancasını, usturası olan usturasını, hançeri olan hançerini, değneği olan sopasını hazırlasın ve benden işaret beklesin! Vur lan abdallı, davula; güreş başlasın!”

Sayfalar