Yazılar

Zor Günlerde İlkeler

Bu günler ilginç günlerdir. Bir dönüm noktasında olduğumuz kesin. Herkese düşen görevler vardır. İktidar kadar bize, size ve bütün millete düşen görevlerdir bunlar.

Biz dünyaya bir kere geliyor ve ebediyete gidiyoruz. Burada yaşamak bir imtihandır. Kendimiz ve neslimiz için hayatın anlam ve amacını, istikamet ve saadetini, hayatı var eden bize açıklamıştır. Bu, büyük bir merhamettir.

Onu beğenmeyen akıllılar (!) en azından ne ile yarıştıklarını merak ederek, okumalı ve incelemelidirler. Ancak aptallar meraktan ve düşünceden kaçarlar.

BİLGİ VE TOPLUM

Kettani'den şunları okurken doğrusu hayretimi gizleyemedim:

"Ebu Müslim el-Kecci (ö. 292/904) Gassan revakında ders imla ettiriyordu. Onun meclisinde yedi müstemli ( konuşmacının sözünü yüksek sesle tekrarlayarak uzaktaki kalabalığa duyurmaya çalışan) bulunuyor ve her biri berisindeki arkadaşına onun söylediklerini duyuruyordu. Ebu Müslim'in meclisinde sadece bakıp dinleyenlerin dışında, söylediklerini yazan kırkbin küsur insan vardı. Asım bin Ali (ö. 221/836) nin meclisinde de yüzbirıi aşkın insan bulunuyordu." (Kettanî, et-Teratibu’l İdariye, İz y. İst. 1990, 1/152)

“Taksim’e Hoş Geldin”

Vallahi gençleri tebrik gerekir. Hay çok yaşayın emi. Ancak bu kadar olur muhalefet. Ancak bu kadar zarif ve etkili olur bir eylem.

Hay aklınızla bin yaşayın gençler. Haberleri izlerken yerlerde gezen moralimi bir anda ayağa kaldırdınız. Güldüm epey ağlanacak halimize.

İğne batmış balon gibi koca bir eylemin “fısss” diye havasını aldınız bir tek cümle ile, boşa çıkardınız koca bir çabayı, bir yanlışı bitiriverdiniz bir afişle.

Vallahi bravo.

Ön sıralarda CHP milletvekilleri, parti yetkilileri olmak üzere yürüyorlar avukatlar ve yandaşları. Şikayetleri ne?

Irkçılık Ayrılık ve Savaş Getirir

Irkçının gözünde hiçbir hak hukuk ve değer kalmaz. Onun için tek ölçü ırkçılığını tatmindir. Ne imanın, ne vicdanın, ne ilmin, ne ehliyetin, ne hakkın, ne hukukun, ne medeniyetin, ne insanlığın, gözünde hiçbir şeyin kıymeti kalmamıştır; asabiyet ve ırkçılık adına hepsini yakabilir, yıkabilir!..

Yeryüzünde ırkçılıktan daha akılsız, daha aptal, daha kör, daha duygusuz, daha deni, daha düşük, daha kaba, daha vahşi, daha saldırgan, kısacası daha değersiz bir alçak düşünce yoktur. Dolayısıyla ırkçılıktan daha zararlı bir düşünce yoktur.

Eşitliğin Ve Irkçılık

Bilindiği gibi İslam’ın doğuşunda bir çok yerde olduğu gibi Araplarda ve Kureyşlilerde de çok çirkin, çok kaba bir ırkçılık vardı. Arap olmayanlarla, hatta Arabın fakirleriyle bile oturamayacak kadar gururlu ve kibirli insanlar vardı

İslam Açısında Din ve Şeriat

Bir önceki yazımızda “din” ve “şeriat”a iki noktadan bakmak gereğinden bahsetmiştik. Birinci nokta, bir insan hakları meselesidir. Adam din ve şeriata inanmış ve gereğini yapmak istiyorsa, insan haklarına saygılı, çağdaş ve uygar bir insanın yapacağı tek bir şey vardır, kendisi inanmasa bile, inananların inançlarına saygılı olmasıdır.

İnsan Hakları Açısında Din ve Şeriat

“Şeriat” deyince ürken bir nesil yetiştirdiler ülkemizde maalesef. “Şeriat” onlara göre el ayak kesen, göz çıkaran, insan organı yiyen bir canavardır sanki. Bunun en son örneğini burada “Zavallı Karanlık (!) Müslümanlar” başlığıyla yazmıştık.(*)

BİR FİNCAN KAHVE

Yine birgün sınıfta sohbetteyiz.
- Atalar “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.” Demişler. Kim için?
- Hatırdan anlayan adam için.
Nankörler için lafa gerek yok. Onlar önce laftan anlayan adam olmalı.
- Hatır ne demek?
- Sözlükler hatır için Zihin. Fikir. Gönül. Kalb. Hal. Tedbir. Saygı, Vesvese gibi manalar veriyor.

Özümüze Dönmeliyiz

Bir gurup arkadaş hizmet için Almanya’ya giderler. Ellerindeki adresi bulur, evde bekleyen dostlarla kucaklaşırlar. Hoş beşten sonra, hizmet planını yapmak için bir arkadaşlarını daha çağırmaları gerekir. Ev sahibi der ki:

- O arkadaş bu saatte iştedir. Bizimkine söylerim, şimdi evindeki hanımına telefon eder, akşama buraya gelir inşallah.

Dediklerini yaparlar ve de arkadaşları gerçekten akşama gelir. Ama biraz üzgündür. Meseleyi açar:

- Evde hanım iki gözü iki çeşme ağlıyor. Sizin hanıma söyleyin de bir zahmet onu avutsun?

- Neden ağlıyor?

İnançları Aşağılayanlara Ders Olsun

İnançları kişilerin en büyük özellikleridir ve kişilikleri onlarla özdeşleşir. İnançları, insanların şerefleri, haysiyetleri ve onurlarıdır. Onlarla kendilerini var ve saygın kabul ederler.

Bir insanın inançlarına sövmek, hakaret etmek, tezyif ve tahkir, aşağılama, doğrudan o adamın kişiliğine yapılmış en korkunç saldırıdır. Bu saldırı insan haklarına, evrensel hukuka aykırı olduğu kadar, aynı zamanda o kişinin edepsiz ve terbiyesizliğinin de bir belgesidir.

Bu haksız, hukuksuz ve edepsiz insanlar, bu cahil ve çağdışı mahluklar, elbette cezalandırılmayı hak etmişlerdir.

Sayfalar