Yazılar

Azerbaycan Çocuk Gibi

Dış politika uzmanı değiliz elbette, ama insan ilişkilerinden, karşılıklı vazife ve sorumluluklardan az çok anlarız. Hukuk okuduk, ahlak okuduk. Davranış biçimlerinin iyisini kötüsünü az çok tanırız.

Bu Azerbaycan yönetimine ne oluyor? Son zamanlarda şımarık bir çocuk gibi, tuhaflaştı, garipleşti.

Evet, daha dün bağımsızlığını kazandı ve biz yeni doğan yavrumuz gibi sevindik ve bağrımıza bastık. Bugün serpilip geliştikçe içimiz içimize sığmıyor seyrederken.

“Kitaba Çağrı Sınavında İnsan”

Bu bir kitap adı. Değerli meslektaşım Duran Boz’un editörlüğünü yaptığı bir hayli hacimli bir kitabın adıdır bu başlık. Bir kitaba çağrıdır aynı zamanda.

Ne ifade ediyor?

İnsan bir sınavda bu dünyada. Sınavın konusu bir kitapta. Çağrı ise o kitabı tanıma, okuyup anlama ve yaşamı ona göre ayarlama.

Her insanın böyle bir kitabı var aslında. Ya seninki hangisi? Seni hangi kitap çağırıyor? Sen hangi kitaba çağırıyorsun? Kur’an mı, Tevrat mı, İncil mi, Das Kapital mı, Nutuk mu, Zendavesta mı? Yoksa aran yok mu kitaplarla? Kitapsız mısın yani?

Çekin Ellerinizi Camilerimizden

Hemen söyleyelim, bu mahya işi tam bir skandal, yani rezalettir. Ve öyle bir çirkinlik ki, kimse sahip çıkmıyor. Demek yapılanın ne anlama geldiği biliniyor.

Öyleyse bu bir kötü niyettir, bu bir provokasyondur.

Hükümet bu kadar uyumamalı, önceden bilmeli böylesi çirkinlikleri ve izin vermemeli.

Olayı hatırlayalım: İstanbul’da büyük camilere mahya asılmış. Mahyalarda şunlar yazılı: Önce vatan. Ne mutlu Türküm diyene. Ordumuza şükran burçluyuz. Milli birlik esastır…

Yarın Ankara, İzmir, Diyarbakır, Kahramanmaraş… camileri de sırada mı acaba?

Alimler ve Yıldızlar

Alimler bir milletin yıldızlarıdır. Karanlık gecelerde yol gösteren yıldızlar. Mehtabı süsleyen ve gecelerimizin üstüne mutluluklar akıtan yıldızlar. Bir millet onların kıymetini bildikçe yıldızlara kadar yükseliler.

Siz Hangi Görüştesiniz?

Hayırlı işlerde acele etmek gerekmiş. Aslında bizim dinimizde teenni ile hareket etmek öğütlenmiştir, “acele şeytandandır” denilmiştir ama, “hayırda acele etmek” de tavsiye edilmiştir.

Neden?

Hayrın önünü kesmek isteyen bir sürü ins ve cin şeytanları vardır da ondan. Bunlar hayrı haber alır almaz, engellemek için plan yapar ve icraya koyarlar. Sonuna kadar da uğraşırlar.

Onun için önceleri “Kürt Açılımı” iken şimdilerde daha doğru bir tespitle “Demokratik Açılım” adını alan çalışmalarda da acele etmek gerekir.

İsmail Akben Hocamız …

“İnna lillah ve inna ileyhi raciun.”

Kahramanmaraş’ın yiğit evlatlarından birisi olan İsmail Akben Hocamız 1939 da dünyaya gelmiştir. İlkokul ve liseyi Kahramanmaraş’ta, İlahiyatı da Ankara’da okumuştur. Lütfü Doğan ve Cemaleddin Kaplan hocaların sınıf veya okul arkadaşıdır.

O Kanun Varken…

Yiğit Bulut Hızlı başladı Habertürk’de. Gördüğüm kadarıyla başarılı da. Tartışma programları izleniyor.

Basından öğrendiğime göre yine hızlı bir tartışma yaşanmış programlarında. Hak ve Eşitlikler Partisi Genel Başkanı Osman Pamukoğlu Habertürk'te şok yaşatmış. Okuyalım:

“Emekli asker Osman Pamukoğlu, Gazeteci Yazarlar Ayşe Böhürler, Can Ataklı ve Altan Tan'ın katıldığı Basın Kulübü programında Atatürk için 'tanrı değildir, dokunulmaz değildir' diyen Altan Tan'ı dilini yakmakla tehdit etti.

Yazık Bu Bakana!

“Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Atak Helikopter Projesi kapsamında, yeni motor ile yapılacak ilk test uçuşlarını izlemek için İtalya'ya gitti.

THY'ye ait uçakla Milano'ya hareket eden Bakan Gönül'ü, Atatürk Havalimanı VIP Salonu'ndan İstanbul Vali Yardımcısı Hikmet Çakmak uğurladı.

Milli Savunma Bakanı Gönül, yarın yurda dönecek.” (http://www.ihlassondakika.com/detail.asp?id=207596)

Yazık bu Bakana yahu!

Üzüldüm doğrusu. İçime battı bir yurttaş olarak.

Neye mi üzüldüm?

Tırmansın

İsrail ile gerginlik tırmanıyormuş. Tırmansın, iyi olur.

İsrail, anlaşma yapışan silahları vermeyecekmiş. Vermesin.

İlişkileri gözden geçireceklermiş. Geçirsinler.

Çok iyi olur hatta.

Savaşa karşı olduğumuz için iyiliklerine iki kelam edelim değmezlerin.

İsrail efeleneceğine önce bir muhasebe yapsın kendi kendine.

Önce adam gibi bir devlet olsun.

Yani insan haklarına bağlı, beynelmilel hukuka saygılı, adalet ve barışı önceleyen, komşularıyla iyi geçinmeyi öne alan bir politika izlesin.

Okuyucu Türleri

İnsan okumaya başladığı ilk günlerde kitaba biraz safça, biraz kutsalca yaklaşır. Yani kitap, aziz bir üstat gibidir, ne derse doğrudur, tartışmak abestir, ayıptır. Aç olan birisinin yemek tercihi yapması söz konusu olabilir mi? Önüne ne gelirse onu yiyerek giderecektir açlığını.

Sayfalar