Ona İcazet Verilmişti

Evet, ona icazet verilmişti ama o bunu kullanmadı. Daha doğrusu benim bildiğim dört kişi hariç o icazeti kullanmadı. Bu bilgiyi o yıllarda bilseydim, seve seve onların beşincisi olmakta çok ısrar ederdim. Belki çok ısrar etmeme de gerek kalmazdı. Bilemiyorum, bu sırrı ilk defa ifşa ediyorum. Bir gün babamla sohbet ederken söz benim bir efendiye intisabımdan açılınca “acele etmiş” demiş. Yüreğim cız etti. Ama efendimin gayretinden korktuğum ve muhabbetinden emin olduğum için bu tatlı hatırayı ipekten bir bohçaya sararak kalbimin en gizli camekânına koydum. Acaba bu sözlerimle o hatıraya ihanet mi ettim, bilemiyorum.

Her neyse, yıllar sonra bu büyük insan, bu az konuşan, sükûtu çok seven bu sûfî, son derece sırrına sahip bu mübarek derviş, bir münasebetle bana şunları anlattı:

“Bir akşam saati idi. Yakaza halinde dedemi gördüm. Bir ulu ağacın altında oturmuştu. Postu ise az yanda kalmıştı. Bana: ‘Oğlum post boş oturursan’ dedi. Ama ben bu icazeti kullanmadım. Bu zamanda şeyhlik yapmak çok zor”.

Bazen de “Dedem yerine kimseyi bırakmadı. Ama yolunu devam ettirenler de var. Neye göre devam ettiriyorlar bilmiyorum. Bizim Hatun da ders veriyor. Soruyorum. ‘Bizim de bir bildiğimiz var herhalde’ diyor” derdi gülerekten.

Rahmetli hanımı Adeviye Hatun: “Elbette bir bildiğim var” demiş ve sadece hanımlara ders vermiş, sohbet etmiştir. Maraş’ta hizmeti unutulmaz inşallah. Anam, halalarım, bazı akraba hanımları, köyümüzde ve etraf köylerde çok kadınlar onun sohbetinden istifade etmişlerdir.

Anam bir defa beni çok sevindiren bir olay anlattı. Ona bir soru sormuş. Aynı durumu Fatma Terazi ablamız da anlatmıştı. Aynı cevabı ona da vermiş: “Artık bu soruları oğlun Cemal Hocaya sor. Abdullah Efendi onu çok seviyor ve diyor ki, ‘Maşallah Cemal Hoca iyi yetişti. Artık gözüm arkada kalmaz’. Sen artık bize sorma, oğluna sor.”

İşte bu mübarek insan, sohbetleriyle dedemi yetiştirirken, aynı zamanda Berberzade Ömer Efendiye dedemi yönlendirmiştir.  Rahmetli dedem Ömer Efendinin zikir halkasındaydı. O mübarek insanı ilk defa dedem sayesinde tanıdım. Dedemin arzusunu görev bilip ona götürme vazifesiyle tanımış ve çok sevmiştim. Yeri gelmişken bunu anlatayım.