Dussuz Hoca’nın Sohbeti

Nerde bir kavga, küs varsa hoca orada barış elçisi imiş. Bizim evde çok sohbet yaptı ama yaşım gereği ben katılamadım. Katıldıklarımı da az çok hatırlarım.

Rahmetli babam derdi ki: “Akşam bizde arkadaşlar var. Hoca Efendiyi çağırsak işini bahane eder gelmez. Ama ben öyle yapmaz, ‘Hocam acele gelmeniz gerekiyor’ derdim, hoca çıkar gelirdi. ‘Yahu Demir Efendi, yok diyecek muhatap da bulamıyorum, mecbur geliyorum, yapma böyle’ derdi”.

Bizim evde gördüğüm ve severek okuduğum birkaç kitap onun hediyesiydi herhalde. Birisi Cemal Ertan’ın küçücük üç cilt halinde “Dinî Hikâyeler”, ikincisi de Said Nursî’nin “Küçük Sözler”, “Hutbei Şamiye” ve “Ayetel Kübra” idi.

Biz geldik yetiştik, Rahmetli Dussuz Hoca Batı köylerinin hocasıydı. Muhterem bir insandı. Gayretli bir hoca, fedakâr bir Allah adamıydı. Çok büyük hizmetleri olmuştur. Emekli olunca  köyün camisinde imamlık yapmıştır. Bu arada yakın köylerden başına talebe toplamış, bir yandan Kur’an okuturken, bir yandan da Arapça okutmuştur. Bu konuda hocasından öğrendiği gibi klasik medrese usulünü takip etmiştir. “Emsile, Bina, Maksut” diyerek klasik usulde ibtidaî Arapça bilgileri okutmuştur.