Darendeli Muallim Abdullah Efendi (Yiğitalp), bu topraklarda yetişen müstesna "insan-ı kâmillerden" biridir.
Âlim ve velî bir hizmet insanı olan Abdullah Efendi, ömrü boyunca maddi ve manevi hizmetini o kadar sessiz ve gösterişsiz sürdürmüştür ki, belki en yakınındakiler bile bu derinliğinin farkına varamamıştır.
Dünyadan el etek çekme hali ve uzlette yaşaması, onu şöhret afetinden koruduğu gibi, vaktine ve işine de büyük bir bereket getirmiştir.
Bu mübarek zat, kendini gizleyen kâmillerin son örneklerinden sayılır. Sırrını berk tutmuş, gizliliği ve bilinmezliği kendine sürekli bir kalkan edinmiştir. Bu derin âlim ve velî insan, şehirdeki Kemalist rejimin uygulamalarından uzak kalmak adına, bizim bahtiyar köyümüzü ilahi bir lütuf bilerek tam on beş sene muallimlik yapmıştır. O dönemde her köyde okul olmaması hasebiyle, civar köylerin de öğretmeni olmuştur. Adı, "Muallim Abdullah Efendi" olarak maruftur ve hem köyümüz hem de sülalemiz için büyük bir nimet olmuştur. Merhum babamın ilkokuldan öğretmeni, dedemin ise sohbet şeyhidir.
Dedesi Darendeli Muhammed Hilmi Efendi, Nakşibendiyye meşayıhından, seyyid soyundan gelen büyük bir âlim ve velîdir. Böylesine köklü bir ocaktan yetişen Abdullah Efendi, medreseye devam ederken Cumhuriyetin ilanı ve Harf İnkılabı ile medreseler ve tekkeler kapatılmış, din eğitimi yasaklanmıştır. İlim yolunda aşkla ilerlerken yolu kesilen Efendi, maişetini temin etmek için mecburen terzilik mesleğine yönelmiştir. Fakat daha sonra medrese mezunlarına kısa bir pedagojik formasyon vererek öğretmen yetiştiren Antep’teki Öğretmen Okuluna kaydolarak "muallim" olmuş ve Şeker Oba köyüne tayin edilmiştir.
Kendilerinden bizzat dinlediğim bir hadise şöyledir: O dönemde Kadirî tarikatını yürüten ve civarda pek çok müridi olan meşhur Bilal Baba vardır. Tarikatları yasaklayan ve tekkeleri kapatan devlet, köydeki memur olan muallimden Bilal Baba ve faaliyetleri hakkında bilgi, daha doğrusu aleyhinde rapor ister.
Efendi Hazretleri durumu araştırır ve şu meşhur raporu verir: "İlmi az olsa da, bu yörenin cahil insanlarına faydalı olmaktadır. Zararsızdır."
Bir şeyh için böyle müspet bir rapor vermenin bedeli ağır olur. Bilal Baba Trabzon’a (bazı rivayetlere göre Rize’ye) sürülürken, kendisi de Hartlap’a sürgün edilir.
Böylece bu Allah dostu, büyük âlim ve faziletli insan, hakiki bir sûfî olarak köyümüze gelmiş olur. O zamanın yönetiminin inkârcı tutumu ve memurları zorla menfi işlere sürüklemesi yüzünden köyümüzü sağlam bir liman bilir ve buraya demir atar. Dile kolay, on beş yıl Hartlap İlkokulunda muallimlik yapar.
İlk başlarda mütevazı ve münzevî hali, tanınmaktan ve şöhretten çekinmesi sebebiyle köylü ile pek düşüp kalkmaz, kendini tanıtmazdı.
Aslında suyu ağır, duruşu heybetlidir. Her zaman ciddi ve vakur bir hali vardır. Camiye pek gitmez, ibadetlerini açıktan yapmazdı. Hatta köylüler arasında "bir ara Cuma namazı kılmadığı" konuşulurdu. Bunun sebebini tam bilemiyorum; belki de "Cuma bize farz değildir" içtihadına sahipti veya başka bir sebebi vardı.
Duyduğuma göre, halini yakından bilmeyen ve zahirine bakarak onu sıradan bir cumhuriyet öğretmeni sanan kimi yaşlı köylülerden epey nasihat de dinlemişti. Ona nasihat verenler, Hoca Efendinin gerçek kimliğini öğrenince kim bilir ne kadar utanmışlardır!
