Mustafa Efendi
Merhum Mustafa Efendiyi ben hiç bilmem. Hakkında bilgimiz de yok denecek kadardır. Kızı Esme Hatunun dediğine göre kardeşler arasında en halim selimidir. Rızkını köyün genel geçim tarzı sayılan rençberlikle, ufak tefek alış verişlerle, yola giderek (bir nevi çerçicilik, uzak yerlere giderek mal takas etmek) sağlamaya çalışır. Namazlı abdestli, dindar bir adamdır.
Bugün aynı yerde yenisi olan evi camiye yakın olduğu için sabah vaktinde en erken o gider, camiyi aydınlatır, evinden götürdüğü odunlarla sobasını yakar, içeriyi ısıtmaya çalışır. Hatta bu yüzden odunları getiren oğlu ile zaman zaman sorun yaşasa da çok aldırmaz. Evlatlarına karşı çok merhametlidir. Hıdırlardan olan Hatice Hanım ile evlidir. Hanımı biraz sert huyludur. Yer yer sesini yükseltse, Mustafa Efendi aldırmaz “gene Kadılı’dan bir it ürüyor amma bilmem ki kimdir?" dermiş. Yaklaşık 63 yaşlarında vefat etmiştir.
Yaşlı ve kambur halini tanıdığım Hatice Hanımından Ali, Fatgülü, Fatma[1] ve Esme isimli dört çocukları olmuş. Aslında ilk Esme öldüğü için yaşayan Esme ablamıza onun adı verilmiş. Onları tanıdım tabi. Bunların lakaplarına “Doboğlu” denirdi. Bunları yazarken şimdi bir Esme ablamız kaldı onlardan. Sevdiğimiz bir insan olan merhum Cuma Bıçak ile evlidir. Oğlu Muammer Bıçak arkadaşımızdı. İki de kız evlatları vardır. Allah Teâlâ’ya dua ederiz, onlara da, hepimize de sağlık, mutluluk ve huzurlu bir hayat ve vakti gelince iman ile kibar ölüm nasip eylesin.
Ahmet Efendi
Diğer bir oğlu, yaş sırasına göre Ahmet’tir. Sarışın ve çilli olduğu için “Çerkez Ahmet” diye anılmış. Biz yetiştik kendisine ve “Çerkez Emmi” derdik. O zaman sakin, sessiz, halim selim bir hali vardı. Onun da Fatma Hatundan yedi çocukları olmuş: Esme Tekerek köyüne, Emine Kesmeltepe’ye, Hatice ise Aşıklar’a gelin gitmiş. Fatgülü köyümüzde kalmış, halasının oğlu Demirci Mehmet ile evlenmiş. Ben bunları yazarken oğulları Mehmet ve Abdurrahman sağ, Hasan ise vefat etmişti. Şimdi yazılanları düzeltmek için tekrar okuduğumda onlar da yoktu artık. Hey gidi dünya, bir varmış, bir yokmuş oluyor işte. Bunların hayatları başlı başına bir roman…
Hüseyin Efendi
Durna Kayenin 3. oğlu oluyor dedem Hüseyin Efendi. Çok sevdiği eşi Ebem Elif Hatundan yedi çocukları olur: Fatma, Esme, Özdemir, Döndü, Hatice, Ayşe ve Yusuf. Hepsi ile de bin bir hatıramız var. Yazılsa ciltler tutar. İleride azıcık da olsa özel olarak bahsederiz.
Mehmet Efendi
Ahlak ve karakterini daha önce yazmıştık. Tekrar etmeyelim. Durna Kaye’nin 4. Oğlu ise Durna Mehmet’tir. Elif Hatundan dört çocukları olur: Fatma, Bekir, Abidin ve Mehmet. Şimdi geride kimse kalmadı. Topun ağzında biziz.
Bekir Efendi
Büyük Dedemin yukarıda kısaca anlattığımız genç iken vurulan oğlu Bekir’den geriye kalan yok maalesef. Çünkü bekârdır öldürüldüğünde. Onu ayrıca anlatalım mı?
[1] Kambur Boduk denilen bir adamla evlendirilir. Bu adam sanki köyün en fakiridir. Kış yaz gömleğinde düğme ilikli olmazdı. Bağrı hep açıktı. Fakirliği her halinden belliydi. Ben çok acırdım çocukken o adama. Ama hanımının böyle akrabamız olduğunu bilmezdim. Maalesef çektirdiği yoksulluk yetmezmiş gibi hanımına çok da zulüm edermiş. Yanlış duymadıysam hayatında hiç namaz kılmamış. Ben bunu duyunca hatırlamaya çalıştım, ama onu camide gördüğümü bir türlü hatırlayamadım. Oysa evi camiye çok yakındı. Çok perişan yaşayıp perişan öldüğü anlatılır. Aksiliğinden bu evlililkten olan kızı Ayşe ile oğlu Mehmet’i nüfusta üstüne kaydettirmez. Bu Ayşe Hatun Dayısı olan Ali Emmimin oğlu Mehmet ile evlidir. Oğul Mehmet ise kendi halinde sessiz yaşayan ve bıçakçılıkla geçinen bir gençtir. Ben şahsen bu hanımın ve evlatlarının akrabamız olduğunu o yaşarken her nedense hiç bilemedim. Bizim evde veya yakın akrabalarda da hiç görmedim. Herhalde kocasının korkusundandır.
