Rahmetli Ahmet Turan Alkan televizyondaki sohbetlerini sevdiğim bir yazardı. İtiraf edeyim ki yazılarını takip etmezdim. Vefatından sonra dilini üslubunu öven birçok yazı okudum, söz dinledim. “Acaba ne kaçırmışım?” diye bazı yazılarına ve sohbetlerine tekrar döndüm. “Ölünce badem gözlü olmak” böyle bir şeymiş demek…
Ahmet Turan Alkan Sivaslıdır. Sivas deyince bizim aklımıza Yavuz Bülent Bakiler gelir. Milliyetçi mukaddesatçı muhafazakâr bir şehir. Bir de Sivas olayları ve Madımak Oteli gelir maalesef. Sivas büyük bir operasyondan geçti ve birçok evladını hak etmedikleri eziyetler içerisinde acı çekerken buldu. Benzer bir kaderi biz de Maraş'ta yaşamıştık…
Anadolu'da kendini ilim, kültür sanatta yetiştirmek de kolay değildir. Bir rehber insan bulan, şanslı bir insandır.O kimin elinde işlenmiş bir cevherdi bilemiyorum, ama ülkücü hareketin içinden bir gönül adamı seyr-ü süluku övülecek bir başarıdır.
Ankara hukuktan sonra Sivas'ta kendini okumaya veren bu insan dergilerde yazı yaza bir gün bir gazetede kendini köşe yazarı olarak bulur. Zaman gazetesinde kendince özgür bir yazardır. Yazılarına asla müdahale etmez gazete veya “cemaat”.
“İslam'a hizmet ve asrısaadetteki sahabeler gibi bir nesil yetiştirmek” davasıyla yola çıkan Fethullah Gülen, hazır bulduğun Nur cemaatini de yanına alarak yavaş yavaş çevreye yayılır. O zamanlar çok mütevazıdır. Türkiye'de büyük şeyhleri dolaşır, ellerini öper, hayırlı dualarını alır ve bir gün kâinatta kendisine denk bir insan olamayacağı büyüklüğe erişir. Artık peygamberle görüşen, maneviyattan gaybi haberler alan, her dediği dini bir hüccet olan bir insan olur. Mehdi olmaya bir adım kalmıştır. Fakat olanlar olur…
Kendisi mi “artık meydan bizimdir” der yoksa arkasındaki güçler mi “haydi yiğidim aslanım” der, onu bilemem ama meydana sürülmüştür. Artık o mütevazı “kıtmir” gitmiş, yerine devlet başkanlarının bile denk olamayacağı kâinat çapında bir kurtarıcı gelmiştir.
Haliyle kıyamet kopar. “ Biz muhabbet fedaileriyiz husumete vaktimiz yoktur” diyen insanlardan milletine kurşun sıkan, uçaklarla bomba atan teröristler çıkmıştır.
O hareketin medyasında yazan ve konuşan Ahmet Turan Altan gibi insanlar şaşkındırlar. Şaşkınlıkları geçince şunu yazarlar:
“Aşırı güç birikmesi bir yerde gizlenemez hale geldi; adeta devlete her alanda, hatta dış ilişkiler ve diplomaside bile alternatif şekilde kurumlaşan bu yapılanma, kritik bir yol ayrımına geldiğini farkedemedi. Böyle bir hacim ya politikleşecek veya STK normlarına dönerek küçülecekti. Her iki yolu da görmezden geldiler; 15 Temmuz Darbesi, “ya devlet başa, ya kuzgun leşe” hamlesiydi!.. Devlet, egemenlik haklarını çiğnetmedi ve korudu. Darbeyi milli güçlerin de katkısıyla bastırdı; örgütün yurtiçi yapısını dağıttı ve yurtdışındakileri de kriminalize hale getirdi.
Bugün ne siyasi bir topluluk, ne de bir STK hareketi olarak FETÖ örgütünün Türkiye’de yönelebileceği bir meşru hedef yok çok şükür. Bir iyilik ve hayır, bir nefsi arınma hareketi olarak başlayan dalga, son yıllarında radikalleşerek suç örgütüne dönüştü. Yirmi yıldan beri Türkiye’yi güvenilir bir yer bulmayan sözde lideri, himaye gördüğü ülkede şimdi âciz bir sığıntı durumunda.
Vaktiyle kısaca Cemaat diye bilinen topluluk daima kendine ve kadrolarına yatırım yaptı; “Birey” yetiştirmekten nefret etti. Sorgulayan, düşünen ve kendi gücüyle ayakta durabilen insan tipini tehlikeli buldu. Kiminle evleneceğine bile ağabeylerin karar verdiği bu genç insanlar, eksilmiş kişilere dönüştürüldü. Büyük insan kaynakları israf edildi ne yazık ki...
12 Eylülün darbeci Kenan Paşası’nı bile çok din derslerini mecburi kıldığı için cennetle müjdelemekten çekinmeyen FETÖ liderinin oportünizminde ibret alınacak şeyler vardır; bu, Makyavelist bir hesaba dayandığı için kesinlikle dindarca bir davranış değildi.”
Ahmet Turan Bey bir “hizmet hareketi”nin nasıl “terör hareketine” dönüştüğünü göremediğini esefle yazar ve kendini Kınar. Onun bütün derdi okuyup yazmaktır. Ve maalesef örgüt, ismini ve yazılarını kendi amaçları istikametinde kullanmıştır. Buna tepkisi şöyledir:
“15 Temmuz darbesinin ardından ise yine bu sitede kaleme aldığım son yazıda artık siyasi mahiyette şeyler yazmayacağımı belirtmiştim. Hâlâ aynı sözümdeyim; aynı yerdeyim. Bundan sonra emelim, eğer nasib olursa siyaset dışı konularda yazıp okumak ve kimselerin etlisine sütlüsüne karışmamaktır.
Burada geçmiş hatalarından ders çıkarmaya çalışan, yorgun ve üzgün bir kalem var. Tek istediği sıradanlığın huzuru; sıradan, orta halli bir adamın hürriyet standardı; kitaplarına, kaleme, kâğıda ve sevdiği insanlara artık biraz yakın olabilmek…” [1]
Benim dikkat çekmek istediğim nokta Ahmet Turan Bey'in tek istediğidir; sıradan bir hayat, huzur, hürriyet, kâğıda kaleme kitaplarına ve sevdiği insanlara yakın olabilmek…
Şimdi anlıyor musunuz sırada bir insan olarak huzur ve hürriyet içerisinde kitaplarınıza ve sevdiklerinize yakın olabilmenin değerini?
[1] https://www.turkiyegorus.com/tasmasi-ciade-olan-ekram-dumanliya-feto-icinde-ofke-buyuyor
https://www.yeniakit.com.tr/haber/ahmet-turan-alkan-cok-sey-mi-istiyor-1978284.html)
