Önce Kahramanmaraş Ansiklopedisi’nden köyümüzü bir okuyalım: “Onikişubat ilçesine bağlı bir mahalledir. Kahramanmaraş’a 34 km uzaklıktadır. İlçenin batısında yer alan mahalle, Yavşan Dağı’nın kuzeye bakan eteğinde 600-700 m yükseltileri arasında genellikle eğimli ve hafif eğimli bir arazide toplu olarak yerleşmiştir. Obalar zamanla gelişerek toplu yerleşme özelliğine evrilmiştir. Emirli, Maksutlu, Köy, Kabaktepe, Kızılyer ve Kızıloymak obaları vardır. Mahallenin 25.21 km²’lik toplam alanının 15,71 km²’si mutlak sulu tarım alanı, 0,8 km²’si marjinal kuru tarım arazisi, 0,59 km²’si dikili araziler, 0,22 km²’si mera arazisi, 727 km²’si orman arazisi, 0,61 km²’si yerleşim alanlarından oluşmaktadır. 16. yüzyıl Osmanlı defterlerinde ismine rastlanmakla birlikte, Camustil nahiyesinde ismi günümüze ulaşmayan köylerden birisi olduğu tahmin edilmektedir.”[1]
Bu kaynak köyün nüfusu, tarım ve bitkisi, bıçakları, kurumları vs. hakkında bilgi vermektedir. Biz başka kaynaklardan aşağıdaki bilgileri aldıktan sonra bu yazı sonradan maddeleşmişti. Şimdi biz o önceden yazdığımız bilgilerimizi görelim.
Hartlap, kadim bir köydür. Maraş’ın batısında, yaya yoluyla altı saatlik bir yerdi eskiden. Sonra arabalar geldi. Araba yolunun birkaç kez değiştiğini ben de bilirim. Şimdi baraj sebebiyle yolumuz biraz daha uzadı. Yollar iyi ama dolanbaçlı. 20 km.lik yeri, 40 km. ile aşıyoruz. İnşallah Aksu çayı üzerine yapılacak yeni bir köprü ile bu yarıya düşer diye dua ediyoruz[2].
Hartlap tarihi bir köydür. Dulkadirli Beyliği zamanında oradan geçerek Sır ve Andırın’a, oradan da bir kolu Kadirli ve Çukurovaya, diğer kolu İç Anadoluya uzanan yollar vardır. Osmanlı Devleti son zamanlarında Maraş’ı Haleb’e sancak yapmıştır. Hartlap da burada bize göre bir eyalettir.
1960 ihtilalinden sonra, yabancı kelime diye devlet adını “Elmacık” olarak değiştirmiş. Oysa hartlap burada bir ağaç türüdür. Saksıya koysan kırmızı gövdesi ve dallarıyla, hiç dökmeyen kalın, geniş ve koyu yeşil yaprağıyla, kızılcık gibi meyvesiyle ilginç bir güzel ağaçtır hartlap. Hiç beğenmedik bu yeni ismimiz “Elmacık”ı ve kullanmadık. “Elmalar” köyü ile de hep karıştırıldı. Postalar yanlış gider, hatta yeni tayin olunan memurlar bile yanlış köye giderlerdi göreve başlarken. Bu gülünç ve abes işe daha sonra köyün çabalarıyla son verildi. Bunda rahmetli babamın öncülük etmesi ve uğraşları da etkili oldu. Bu tür coğrafi isim değiştirmelerin ne kadar zararlı olduğunu iki yazımda anlatmıştım, az sonra okursunuz.
Köyün içme suyu Yavşan dağından gelir. Biz ona avamca “dâsuyu” deriz. İçimi çok tatlı, kireçsiz ve sade bir sudur ve ona alışanlar başka suyu rahat içemezler. Başkaları da onu ilk içtiklerinde acılıkla itham ederler. Ama maalesef kıttır. Oldum olası su sıkıntısı çeker köyümüz. Fakat son zamanlarda açılan kuyularla bu sıkıntı giderildi çok şükür. Dasuyu sokaklara yapılan çeşmelere verildi. Herkes içeceğini oralardan temin ediyor. Kuyu suyu ile de ev ihtiyaçları görülüyor.
Biz çocukken bu su birkaç çeşmeden akardı. Bir de Göl, Kavak, Okcu gibi kaynak sular vardı. Oralardan eve su getirmek kadınların işiydi. Öyle örf olmuş. Zavallılar kollarına taktıkları satırlarla çeşme başına varır, dakikalarca, bazen saatlerce su sırası beklerlerdi. Yerine göre hal hatır sorma, güncel olayları duyup yorumlama, en taze dedikodulardan haberdar olma, sevmediğinde sözlü sataşarak intikam alma veya başka sebeplerle ilginç kadın kavgalarına çok rastlanırdı bu çeşmelerin başında. Sonra sırası gelen suyu doldurur, ellerine alarak yamsıla yamsıla giderdi evine doğru. Bazen de genç kızlar yaşlı kadınlara acır, sularını taşırlar, bin bir dua ve alkış alırlardı.
[1] Emin Toroğlu Nurullah KILIN, https://ansiklopedi.ksu.edu.tr/Ansiklopedi4.aspx 6.07.2026
[2] Bizim de Belediyeyi hayli sıkıştırdığımız bu köprü hizmete açılmıştır.
